Archive for the ‘Faydalı Bitkiler’ Category

SEDEFOTU

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Sedefotugiller familyasinin örnek bitkisidir. Anayurdu bilinmemekte, Avrasya ve Kanarya adalarinda yabani olarak yetismekte, yaz-kis yesil kaldigi için Avrupa ve ülkemizde bazi bahçelerde sevilerek üretilmektedir. 60-100 cm. boylanabilen, dayanikli çalidir. Yuvarlak kesitli, mavi-yesil renkli gövdesi bitkinin ikinci yilinda odunsulasir. Parçalara bölünmüs, küçük ve yuvarlak yapraklari da mavi-yesil renkli, aci tatli ve kokulu, içerdigi yag benekleri nedeniyle benekli görünüslüdür. Bitkinin yesilimsi sari renkli gösterisli çiçekleri yaz sonuna dogru açar. Olgunlasan çiçekleri siyah renkli ve hilal biçimli tohumlara dönüsür. Sedefotu bitkisi günesli yerleri sevmesine karsin yari gölgeli yerlere de dayanir. Suyu iyi akintili alkalik topraklari yegler. Ancak bitek olmayan toprakta yetisen bitki daha dayanikli olur. Bitki, tohumuyla çogalir ama agir agir gelisir. Daha iyisi ilkbaharda bitkinin bölünerek ya da yaz sonunda gövde kalemleri alinarak çogaltilmasidir.
Sedefotu bitkisinin topraküstü bölümleri uçucu yag, alkaloitler, tanen, reçine, rutin adi verilen glikozit ile pektin içerir. Tohum ve yapraklari az miktarlarda tüketilmek kosuluyla bazi ülkelerin mutfaginda yer alir.

SATERLER

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Ballibabagiller familyasindandir. Anayurdu bilinmeyen, Güney Avrupa’da ve ülkemizde yabani olarak yetisen, Fransa ve Ispanya’da tarimi yapilan bir ya da genelde çok yillik bodur çali tipinde dayanikli otsu bitkilerdir. 10-45 cm. kadar boylanabilen saterlerin 14 kadar türü Anadolu’da görülür. Bunlardan konumuzla ilgili olanlari, Dag sateri (S. montana) ile Adi sater (S. hortensis)’dir. Bu türlerin dallara ayrilan dört köse kesitli, tüylü ve yesil renkli gövdesi, bitkinin ikinci yilinda odunsulasirken rengi de kirmizimsilasir. Hos kokulu, küçük, seritsi ve sivri uçlu yapraklarinin üst yüzeyinde aslinda yag bezleri olan kabarik benekler bulunur, iki türü yaz basindan sonbahara kadar açan çift dudakli görünümdeki çiçekleri beyaz, pembe, mor ya da kirmizi renklerde olur. Çiçekleri olgunlasinca, ikiye bölünmüs gibi görünen uzamis küre biçimli ve kahverengi parlak tohumlar verir. Bol günesli yerleri, suyu iyi akintili (süzek), alkalik ve kum-kil karisimi gevsek topraklari seven saterler, döktügü tohumlariyla çogalir.
Saterlere hos kokusunu veren yapraklarinda yüksek oranda bulunan karvakrol adli maddedir. Bitki 20 cm. kadar boylaninca kesilip toplanir. Gölge yerlerde demetler seklinde baglanarak asilip kurutulur. Ezilir, toz haline getirilir ve baharat olarak kullanilir. Bu toz kimi zaman baharatçi ve aktarlarda yanlis olarak kekik diye sunulmaktadir.

SOGANLAR

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Zambakgiller familyasindandir. Anayurdunun Güneydogu Asya oldugu sanilmaktadir. Ancak, günümüzde dünyanin pek çok yöresinde oldugu gibi, Türkiye’de de yogun biçimde üretilip tüketilmektedir. 40-80 cm. kadar boylanabilen sogan, türlerine göre iki ya da çokyillik sebze türü bir bitkidir. En çok kullanilan türü olan Sofralik sogan (A. cepa), ikiyillik bitkidir. Birinci yilinda birbirinin içinden çikan 40 cm. kadar uzunluktaki içi bos yapraklari ve ikinci yilinda da bu yapraklardan daha uzun bir sapin tepesinde, mayis-temmuz aylarinda açan beyaz veya bazen leylak renginde küçük çiçeklerden olusan top seklinde bir çiçek salkimi olur. Bitkinin birinci yilinin ortalarinda yapraklarinin dip bölümü siskinleserek topragin içinde bir bas olusturur. Bu bas zamanla büyür ve dis kabuklari kurur. Topragi kazilip sökülen baslara kuru sogan adi verilir. Tohumlariyla çogaltilan soganlarda önce arpacik sogani denilen küçük soganlar üretilir. Bunlar sökülüp bir kez daha ekilerek önce yesil sogan diye bilinen sogan yapraklari ve daha sonra kuru sogan elde edilir. Ama, kuru soganin ekilmesiyle de yeniden sogan bitkisi çogaltilabilir. Günesli ya da kismen gölgeli yerleri, hafif ve bitek topraklan seven sogan bitkisi, verimsiz topraklara da dayanabilir.
Soganin bilesiminde uçucu ve sabit yag, sekerler (sakkaroz, glikoz ve fruktoz), fermentler, aminoasitler, demir, A, B ve bol miktarda C vitamini bulunur. Uçucu yaginin içinde bulunan propil alliin maddesi, gözleri yakar ve yasartir. Yesil ya da kuru sogan, çesni vermek üzere salatalara, yemeklere, peynir ve sandviçlere katilir. Ayrica sogan çorbasi ve yahnisi gibi yemekleri yapilir. Türk mutfaginin vazgeçilmez bir ögesidir.

SARMISAK

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Zambakgiller familyasindandir. Anayurdunun Asya Kitasi oldugu sanilan sarmisak, ülkemizin hemen hemen her yerinde yetisir ve sikça tüketilir, özellikle Kastamonu ilimizin Tasköprü ilçesinde, pek makbul sayilan sarimsaklar yetistirilir ve ürünün neredeyse tamami dis ülkelere satilir. 100 cm’ye kadar boylanabilen sarmisak çokyillik otsu bitkidir ve soganin da yakin akrabasidir. Kin seklindeki düz yapraklari, dogrudan dogruya topragin altinda gelisen ve ‘bas’ adi verilen bitkinin soganindan uzar. Bu bas da, ‘dis’ denilen ve sayilari 5 ile 30 arasinda degisen soganciklarin yan yana birbirinin üzerine yigilir gibi toplanmasiyla olusur. Basin üzeri beyaz, kimi zaman da sari veya çok açik pembe renkli bir zarla kapli olur. Sarmisak bitkisi, birinci yilinin sonunda yerinden sökülmezse ikinci yilinda aynen sogan gibi bir sap uzatir. 100 cm’ye kadar yükselen bu sapin tepesinde, haziran-temmuz aylarinda sarimsi beyaz renkli çiçekleri bir küme olusturarak açar. Sarimsagin çiçekleri pek ender olarak tohum baglar. Bitki bu tohumlariyla ya da daha iyisi basi olusturan dislerin ayrilip ilkbahar ya da sonbaharda yumusak topraga ekilmesiyle çogaltilir. Sarmisak, günesli yerleri, kumlu ve humuslu topraklari yegler.
Sarimsagin basinda özel ve keskin kokulu uçucu bir yag, sekerler, fermentler, protein, fosfor, demir ile A, B ve C vitaminleri bulunur, içerdigi bu maddelerle güçlü bir besin olan sarmisak, büyük efor harcayan kisilerin diyetinde yer almalidir. Sözgelimi, piramitlerin yapiminda çalisan isçilerle günde kilometrelerce yol yürüyen Romali savasçilara sarmisak yedirilmisti. Günümüzde de çok keskin nahos kokulu olmasina karsin, sarimsagin yesil yapraklari çig olarak ve disleri soyularak, yemeklere ve türlü yiyeceklere çesni vermesi için katilarak yenir.

SARISABIR

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Zambakgiller familyasindandir. Anayurdu Afrika Kitasi olan sarisabir, ülkemizde Güneybati ve Güney bölgelerimizdeki sicak yörelerde yabani olarak yetismekte, kimi yerlerde de süs bitkisi olarak kültürü yapilmaktadir. 30 cm’ye kadar boylanabilen, duyarli çokyillik sukkulent (etli ve sulu) bitkidir. Kiliç biçiminde uca dogru incelip sivrilesen, kenarlari testere gibi küçük dikenli, soluk yesil renkli ve üzerinde daha açik renk lekeler bulunan etli yapraklari topragin üzerinde rozetler olusturarak yükselir. Yaz mevsiminde açan çiçekleri, dik ve sik salkimlar halinde, sari ve bazen kirmizi renkli olur. Pek seyrek olarak tohum baglayan sarisabir bitkisinin tohumuyla çogaltilmasi zordur. Bunun yerine, rozetinin kenarlarindan verdigi yeni sürgün yapraklarinin ayrilip baska yere dikilmesiyle çogaltilir. Günesli yerleri seven ama kismen gölgeli yerlere de dayanabilen sarisabir, bitek ve nemli topraklari yegler.
Sarisabirin yapraklarinin içinde saydam, jöleye benzeyen bir özsu bulunur. Hafif kokulu olan bu özsu, havayla karsilasinca katilasir ancak alkolde hemen erir. Serbest ya da glikozit halde antrasen türevleri (aloin ve aloemodin adli maddeler), uçucu yag ve reçine içerir. Sarisabirdan çikarilan bu özsu, kozmetik ve ilaç endüstrilerinde kullanilmaktadir.

SABUNOTU (-ÇIÇEGI)

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Karanfilgiller familyasindandir. Anayurdu bilinmemekte, ancak Avrupa ve Asya’da yaygin olarak yetismektedir. Ülkemizde nemli yerlerde, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde sikça görülmektedir. 50-100 cm. kadar boy atabilen, bir veya çokyilik dayanikli otsu ya da yan otsu bitkidir. Gövdesi tabanda mor-kirmizi, üst tarafta açik yesil renkli, silindirik kesitli ve serttir. Karsilikli dizilen oval biçimli, ucu sivri ve soluk yesil renkli yapraklarinin üzerinde birbirine paralel üç çizgi bulunur. Yaz sonlarinda açan pembe ya da beyaz çiçekleri tatli meyve kokuludur. Bitkinin kökü, rizomlarindan (kökgövde) çikan kökçüklerle çevresine yayilir. Sabunotu, döktügü tohumlarla çogalir.
Sabunotu (ya da Sabun çiçegi) bitkisinin gövde, yaprak, çiçek sapi, çiçek ve en çok da köklerinde saponin adli madde ile ayrica zamk, reçine, uçucu ve sabit yaglar bulunur, içerdigi saponin nedeniyle bitkinin kök ve diger kesimleri suyla çalkalandiginda sabun gibi köpürür. Böylece sabunotu eski ve degerli, özellikle yünlü kumaslarin temizlenmesinde kullanilir.

REZENE

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Maydanozgiller familyasmdandir. Anayurdu Güney Avrupa olan, 2 m. kadar boy atabilen, dayanikli çokyillik otsu bitkidir. Ülkemizde fakir topraklarda dogal olarak yetistigi gibi, Ege ve Akdeniz bölgelerinin iliman yerlerinde bahçelerde kültürü de yapilmaktadir. Hos kokulu, gri-açik yesil renkte, ince uzun ipliksi görünüslü yapraklari sonbaharda bronz renge döner. Gene hos kokan küçük ve sari çiçekleri yaz ortasinda açar ve çiçek salkimlari bilesik semsiye görüntüsü kazanir. Aslinda birer meyve olan hos kokulu, küçük, silindir yapili, üzeri çikintili kivrik tohumlari yesil-kahverengidir. Bitki, açiklik alanlarda tohumlarini dökerek çogalir, insan eliyle yetistirilenlerinde ise, yetismis bitki bölünerek çogaltilir.
Bitkinin tohumlari yapiskan bitki sivisi, seker, nisasta, tanen, sabit ve uçucu yaglar içerir. Uçucu yaglari tohuma anason kokusu verir ve bazi ülkelerde tohumu, anason yerine salata ve yemeklere çesni katmak üzere az miktarda kullanilir.

RAVENTLER

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Karabugdaygiller familyasindandir. Serin ve daglik yerleri seven çokyillik otsu bitkilerdir. Anayurdu Uzakdogu olan raventlerin ülkemizde Iskin adli tek türü yetisir. Burada genelde sözünü edecegimiz Tibbi ravent (R. officinalis) adli türünün anayurdu Tibet ve Çin’dir. 60 cm. kadar boylanabilen bitkinin kaba yapraklari bitkinin tabaninda toplanmis ve sari çiçekleri bitkinin tepesinde basak seklini almis durumdadir. Bitkinin konumuzu ilgilendiren önemli bölümü rizomlaridir (kökgövde). Bunlar çok eski zamanlardan beri tibbi amaçlarla kullanilmaktadir. Bitki, tohumlariyla çogalir. Ancak, rizomunun kesilip bölünerek ekilmesiyle de basarili üretimi saglanir.

PELIN (-OTU)

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Bilesikgiller familyasindandir. Anayurdu Avrupa olan; ülkemizde Kuzey, Iç ve Güney Anadolu’da yabani olarak yetisen çokyillik dayanikli otsu bitkidir. 120 cm’e kadar boylanabilen pelinin, ince tüylerle kapli gövdesi kokulu, kabarik çizgili ve gri-yesil renklidir. Çok ince tüylerle kapli grimsi ya da beyazimsi yesil, alti gri renkli ve kokulu olan yapraklari çok parçali ve almasik dizilidir. Temmuz-agustos aylarinda açan açik sari küçük çiçekleri salkimlar olusturur. Silindirik yapili yassi, küçük ve gri renkli meyvelerinin içinde kahverengimsi gri minik tohumlari bulunur. Pelin döktügü tohumlariyla çogalir ya da sonbaharda alinan gövde kalemleriyle çogaltilir.
Pelinin küçük yaprakli dallari özel kokulu ve çok aci lezzetlidir. Uçucu yag, absintin gibi aci maddeler, flavon ve pineni içerir. Eskiden bazi içkilere aci çesni vermesi için katilirken 1908 yilindan beri bu sekilde kullanimi yasaklanmistir.
Pelin, geçmis yillarda kurt düsürücü, adet söktürücü ve çocuk düsürücü etkilerinden yararlanilmak üzere yüksek dozlarda kullanilirdi. Ancak, yapilan dikkatli analizler, bitkinin zehirleyici ve sinir sistemini yikima ugratici etkilerini saptadigindan, bitkinin bu amaçlarla kullanimi da terk edilmistir.

PAPATYALAR

Cuma, Ağustos 22nd, 2008

Bilesikgiller familyasindaki bitkiler gibi Anthemis ve Matricaria cinsi papatya türleri, ortada sari tüpsü çiçekleri ile bunlarin çevresinde beyaz ya da sari renkli dilsi çiçeklerinden olusan bilesik çiçekleri ve çok parçali yapraklan ile dikkati çeker. Papatya türleri ilkbaharda çiçek açmaya baslar, yaz boyunca çiçekli kalir.
Anthemis cinsi papatyalarin tür sayisi 100 kadar olup bunlarin anayurdu Avrasya’dir. 20-30 cm. kadar boylanabilen, dayanikli çokyillik otsu bitkilerdir. Ülkemizde 50 kadar Anthemis türü papatya yetismektedir. Bunlar, çiçekleri gösterisli oldugundan çogu yerde süs bitkisi olarak üretilir. En önemli türü 75 cm. kadar boylanabilen Alman papatyasi (A. nobilis) türüdür.


Web Stats